Ana sayfa Makale İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Alanında Ülkemizde Yapılması Gerekenlere Dair

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Alanında Ülkemizde Yapılması Gerekenlere Dair

25
0
PAYLAŞ
is-sagligi-ve-guvenligi

28 Nisan Dünya İşçi Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla, işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSG) alanında ülkemizde atılması gereken birçok adım bulunmaktadır. İş kazaları sonucu toplu ölümlerin artması nedeniyle 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası da bir çözüm olmamıştır. Yasa ilk gündeme geldiğinde ve üzerinde değişiklikler yapılması sırasında iş kazaları ve meslek hastalıklarının bu yasa ve mevzuat ile önlenemeyeceğini hep söyledik. Ayrıca yasa ile birlikte iş güvenliği uzmanlığı, işyeri hekimliği ve diğer sağlık personeline ilişkin yönetmelikler defalarca değiştirildi ancak kazalar ve iş cinayetleri artarak devam etmektedir.İSG ile ilgili ulusal politikaların oluşturulması, kararların alınması ve işyerlerinde denetime ilişkin kararlar bugüne kadar diğer sosyal tarafların görüşleri önemsenmeden tek başına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından alınmıştır. Gelinen nokta göstermektedir ki Bakanlık doğru kararlar almamakta ve uygulayamamaktadır. Bu gerçeklerden hareketle İSG alanına yönelik önerilerimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

  • Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi” bileşenleri, hükümet ve işveren ağırlıklı bir yapıdan çıkarılmalı, sendikalar, üniversiteler, TMMOB, TTB ağırlıklı hale getirilmeli ve kararları tavsiye niteliğinden çıkarılarak bağlayıcı olmalıdır.
  • İş Yasası, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası ve ilgili bütün mevzuatta yapılan düzenlemeler işverenlerin çıkarları doğrultusundadır. Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan bu mevzuat iptal edilmelidir. Tüm mevzuat ve denetim mekanizması yeniden düzenlenmeli, konunun taraflarının katılımı ile ekseni insan olan çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır.
  • İş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için üretim ve hizmet süreçlerinde “önce insan, önce sağlık, önce işçi güvenliği” anlayışı yerleştirilmeli, İSG önlem ve uygulamalarına öncelik verilmelidir. Yapılacak tüm düzenlemelerde işyerlerinde İSG’nin sağlanmasında asıl sorumluluğun işverende olduğu gerçeğinden uzaklaşılmamalıdır.
  • Uygulamada çocuk işçiliğin önüne geçilmeli, çocuk işçiler örgün eğitime yönlendirilmelidir.
  • Kadınlara ve kadın emeğine yönelik tüm olumsuz uygulamalar kaldırılmalı; eşit işe eşit ücret uygulanmalı, istihdamda fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
  • Önceki yasalarda bulunan ”işyeri kurma izni” ve “işletme belgesi” alınması zorunluluğu mevzuatta yeniden yer almalıdır.
  • İSİG ile ilgili düzenlemeler ve uygulamalar, sektör, çalışan sayısı vb. hiçbir ayrım olmaksızın bütün işyerlerini ve tüm çalışanları kapsamalıdır. Kamu kuruluşlarında ve 50’nin altında çalışanın olduğu az tehlikeli işyerlerinde, uzman ve hekim çalıştırılması uygulaması, 2020 yılı beklenmeden hemen başlatılmalıdır.
  • Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenmeli, kayıt dışı çalışma yasaklanmalıdır. Sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalı, çalışanların sosyal ve ekonomik koşulları iyileştirilmelidir.
  • İş kazalarının büyük çoğunluğunun küçük ölçekli işyerlerinde olduğu gözetilerek İSİG Kurulu oluşturma zorunluluğu en az 30 çalışanın bulunduğu işyerlerini de kapsamalı, bu sayı kademeli olarak daha da aşağıya çekilmelidir. İşyerinin bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle, alt işveren bulunan işyerlerinde tek bir İSİG Kurulu olmalıdır. Kurul oluşturulması ve karar mekanizmaları demokratikleştirilmelidir. Çalışan temsilcilerinin iş güvenceleri sendika temsilciliği ile eş düzeye getirilmelidir.
  • İşyerlerinde İSG’nin sağlanması bir ekip işidir. Bu ekipte hekimler, mühendisler, teknik personel, sağlık personeli ve iş hijyenisti, ergonomist, psikolog vb. personel yer almalıdır. İş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve İSİG konularında görev yapan tüm personelin mesleki bağımsızlık, çalışma süreleri, yıllık izinleri, kişisel gelişim eğitimleri vb. hususlar yeniden düzenlenmelidir.
  • Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki, 100’den fazla çalışanın bulunduğu sanayi işletmelerinde “tam zamanlı” iş güvenliği mühendisi çalıştırılması zorunlu hale getirilmelidir. 10’dan az çalışanın bulunduğu işyerlerinde İSİG hizmet bedelinin karşılanmasında SGK prim kaynakları kullanılmamalı bütçede bu kalem için ayrı bir kaynak tahsis edilmelidir.
  • Lisans sonrası İSG eğitimlerinin üniversiteler, TMMOB’ye bağlı ilgili meslek odaları ve TTB tarafından verilmesi, sertifikalandırılması ve böylelikle çağdaş bilimsel-mesleki yaklaşımların egemen olması sağlanmalıdır.
  • 6331 sayılı Yasa ile işverenlerin önlem alma yükümlülüğü ve devletin denetim görevi azaltılarak sorumluluk iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve çalışanlara yüklenmiştir. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının yaptıkları tespitler, saptadıkları gereklilik ve öneriler yerine getirilmeden iş kazası ve meslek hastalıklarından sorumlu tutulmaları ve belgelerinin askıya alınması, adaletsiz bir uygulamadır. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıkları ve iş güvenceleri korunmalıdır. Bakanlık kamusal denetim yükümlülüklerini yerine getirmelidir.
  • Uzman ve hekim tarafından “tespit ve öneri defteri”ne yazılan hususların, İSİG KATİP sistemine girişinin yapılmasını sağlayacak bir altyapı oluşturulmalıdır. Buraya girilen bilgiler anında ÇSGB tarafından izlenmelidir.
  • Ülkemizde son dönemlerde yaşanan iş kazaları göstermektedir ki ÇSGB ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere birçok bakanlığın kazaların meydana gelmesinde kusurları bulunmaktadır. Bu nedenle iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda kusuru bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
  • Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının asli görevlerinin yanında aynı kurum içinde veya diğer kurum/kuruluşlarda görevlendirilmeleri yani ek iş yükü, uzmanlığın belirli bir yetkinlikle uygulanmasını ortadan kaldırıcı niteliktedir. İşyeri Hekimleri ve İş Güvenliği Uzmanlarına başka görev verilmemelidir.
  • Tüm çalışanlara hak ve sorumlulukları ile İSİG konusunda sürekli eğitim verilmeli, bu eğitimler, işverenin süre ve içeriğe müdahalesi önlenecek tarzda gerçekleştirilmelidir. Eğitimler ilgili meslek örgütleri tarafından verilmelidir.
  • Eğitim-öğretim müfredatı, temel eğitimden başlanarak, İSİG konusunu da içerecek şekilde yeniden düzenlenmeli, bütün okullarda İSİG eğitimi yapılmalıdır. Üniversitelerde İSİG alanında yaygın olarak uygulanan yüksek lisans ve doktora programları sertifika yükseltme aracı olmaktan çıkartılıp akademik bilimsel bir alan olarak görülmelidir.
  • Çalışanlar ile işverenler arasında İSİG duyarlılığı ve bilincinin oluşması sağlıklı ve güvenli işyerinin oluşumu ile paralellik taşımaktadır. Bunun için güvenlik kültürü, aile kültürü, toplumsal işçi sağlığı ve iş güvenliği kültürü bir arada oluşturulmalı ve özendirilmelidir.
  • SGK tarafından yayımlanan İş Kazası ve Meslek Hastalıkları İstatistikleri gerçekleri yansıtmaktan uzaktır. İşyerlerinde kaza ve meslek hastalıklarına ait bilgiler bir veri tabanında toplanmalı, bu bilgilerden ölçme ve değerlendirme amaçlı yararlanılmalıdır.
  • Bakanlık, SGK tarafından yapılan incelemeler sonrası hazırlanan iş kazaları ve meslek hastalıkları inceleme raporlarına ilişkin olarak kamuoyu ile sadece sayılar değil kaza ve hastalıkların kök nedenlerine inilebilecek detaylı analizler de paylaşmalıdır.
  • Meslek hastalıkları sadece tazminat konusu olarak ele alınmamalı, öncelik önlemeye verilmeli, meslek hastalıklarının tespiti, tedavisi ve tazmini yönündeki tüm yasal ve idari engeller kaldırılmalıdır.

Yunus Yener

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı

 

Kaynak : https://www.mmo.org.tr/merkez/basin-aciklamasi/isci-sagligi-ve-guvenligi-alaninda-ulkemizde-yapilmasi-gereken-cok-sey-var